Yunanistan’ın NATO Askeri Kanadına Dönüşü, NOTAM’ların Kaldırılması

Türkiye’ye uygulanan ABD askeri ambargosunun kaldırılması sonrasında, Yunanistan’ın Türkiye ile olan ilişkilerinde yeni bir süreç yaşanmaya başlamıştır. Gerçekten de ABD ambargosunun kalkması Yunan kamuoyunda bir yandan ABD aleyhtarı görüşlerin yoğunlaşmasına ve Yunan hükümetini yetersiz kalmakla suçlayan eleştirilere neden olurken diğer yandan, ambargonun kalkması ile yeniden başlayan askeri yardımların, Türkiye’nin Ege Denizi’ndeki güç dengesini yeniden lehine çevirmesine olanak vereceğinden duyulan kaygı, Yunanistan’ı Türk-Yunan ilişkileri açısından yeni bir yaklaşım benimsemeye yöneltmiştir.

ABD Silah Ambargosu’nun Kaldırılması ve Güvenlik Kaygıları

Montreux görüşmeleri, özellikle ABD tarafından Türkiye’ye uygulanmakta olan ambargonun kaldırılması için gerekli olan Türk-Yunan ilişkilerindeki yumuşamaya doğru gidişi başlattığı için Yunanistan’da bazı eleştirilere neden olmuştur. Bu nedenle, basın ve muhalefet Karamanlis’e bu konuda eleştiriler yöneltmiş ve ambargonun Kıbrıs sorununa bağlı olarak değerlendirilmesi gerektiğini, diğer yandan, Türk-Yunan güç dengesi açısından Türkiye’ye uygulanan askeri ambargonun Yunanistan’a Türkiye karşısında kaybetmiş olduğu silah dengesini yeniden kazanma olanağı verdiğini, oysa ambargonun kalkması ile Türkiye’nin yeniden Yunanistan aleyhine sonuçlar doğuracak bir silahlanma hareketine girişeceğini ileri sürmüşlerdir.

Saldırmazlık Paktı Önerisi ve Fiili Durumlar Yaratma Politikası

Kıbrıs sorununa ilişkin olarak yürütülen, toplumlararası görüşmelerin 1976 yılından itibaren çıkmaza girmesinden sonra, Yunanistan açısından Ege Denizi’ndeki sorunlar daha önemli görülmeye başlanmıştır. Ege Denizi’ndeki uzlaşmazlık çerçevesinde, Türkiye’nin Yunan egemenlik hakları aleyhine genişleme isteğinde olduğundan endişe duyan Yunanistan, 1976 Nisan ayı başlarında, Türkiye’ye bir saldırmazlık paktı önerisinde bulunmuştur. Parlamento’da yapmış olduğu konuşma sırasında Karamanlis, Türkiye ve Yunanistan’ın silahlanma yarışından vazgeçilmesini sağlayacak bir anlaşma imzalanması ve iki ülke arasında bir saldırmazlık paktının imzalanması ile anlaşmazlıkların barışçıl yollardan giderilmesini sağlamak önerisinde bulunmuştur.

Açıklama:

Yunanistan'ın Kardak Kayalıkları Krizinden sonra Ege Denizi'nde antlaşmalarla devredilmemiş adalar konusunda oldu-bittiler yaratmakta oluşu karşısında Türkiye'nin resmi tezlerinde bir değişikliğin olmadığı ifade edilmektedir. Diplomatik, siyasi, hukuki açıdan tezlerimizin eylemsel olarak da kararlılıkla sürdürülmesi gerekir.

Turkish Greek Relations Forum akademik bilimsel kaygılarla hazırlanmış, herhangi bir kâr amacı gütmeyen bir sitedir.

 

AZINLIKLARA İLİŞKİN SORUNLAR

Türkiye ve Yunanistan arasında yoğun tartışmaların yaşanmakta olduğu hemen her dönemde gündeme gelen azınlıklar konusu, uluslararası sistemde ve hukuk kurallarında getirilen yeni hükümler çerçevesinde giderek bir insan hakları sorunu olarak algılanmaya başlanmıştır.

Türkiye’nin uluslararası ilişkilerini ilgilendiren temel sorunlardan biri durumundaki, Yunanistan’la olan uyuşmazlıklar konusu üzerine hazırlanan bu araştırma dört ana bölümden oluşmaktadır.

Birinci bölümde, Türkiye ve Yunanistan arasındaki ilişkilerde taraflar arasında görüş ayrılıklarına konu edilen belirgin sorunlar ele alınmaktadır. Bu bölümde, iki ülke arasındaki uzlaşmazlık konuları üç ayrı başlık altında toplanmaktadır. Bunlar, tarihsel süreç de göz önünde tutularak sırasıyla, azınlıklar sorunu, Kıbrıs sorunu, Ege Denizi’ne ilişkin sorunlardır; Ege Denizi’ne ilişkin sorunlar başlığı altında ise, ulusal karasularının genişletilmesi, kıta sahanlığının saptanması sorunu, adaların silahlandırılması sorunu, ulusal hava sahası ve FIR sorunu, NATO komuta kontrol sorunları ve egemenliği antlaşmalarla Yunanistan’a devredilmemiş ada, adacıklar ve kayalıklar sorunu ele alınmaktadır.

pkkgreek

pkkgreek

DİĞER SORUNLAR

Türkiye ve Yunanistan arasında iki ülkeyi savaşın eşiğine getirebilecek türden pek çok sorunun yanı sıra diğer bölge ülkeleri ile olan türden diğer pek çok sorunu varlığından da söz etmek mümkündür. Bunlar çoğunlukla yasadışı göç, sınır ihlalleri, vize sorunları, uyuşturucu madde kaçakçılığı, gümrük ve taşımacılık sorunları, insan kaçakçılığı gibi sorunlardır.

Dolayısıyla, iki ülke arasında yapılacak olan yasal ve siyasal düzenlemeler çerçevesinde çözümlenebilecek niteliktedir. Bu tür sorunlar gerek ikili antlaşmalar gerekse AB, SECI, KEİÖ gibi bölgesel entegrasyon ve işbirliğini hedefleyen örgütlenmeler çerçevesinde edinilen yükümlülüklerle çözümlenebilecek niteliktedir. Nitekim, 2000 yılı başında iki ülke arasında imzalanan bir dizi antlaşma bu tür düzenlemeleri de içermektedir.

 

EUTRAB Çerçevesindeki Sorunlar

Türkiye ve Yunanistan arasındaki ilişkilerin genel niteliği göz önüne alındığında iki ülkenin de üyesi bulundukları uluslararası örgütler ve ittifaklar içerisinde karşılıklı üstünlük arayışları ve çıkar çatışmaları içinde olmaları kaçınılmaz olmuştur.

Bu bağlamda her iki ülkenin de üye oldukları örgütlenmelerde diplomatik çatışmalarda bir dengelemeden söz etmek mümkün iken AB gibi taraflardan sadece birinin tam üye olduğu örgütlerde diğer ülkenin çıkarlarına ve politikalarına zarar verebilecek olanaklara sahip olunması durumunda bir dengelemeden söz edilemeyeceği gibi, bu avantaj pazarlık konusu yapılabilmektedir. 1987 yılında Türk – Yunan ilişkilerinde DAVOS sürecinin getirdiği ılımlı hava sürerken Türkiye ve AT arasında oluşturulmaya çalışılan Uyum Anlaşması’na Yunanistan’ın çıkarmış olduğu engeller ve bu engelin kaldırılmasının pazarlık unsuru olması buna örnektir. “Türkiye, ‘1964 kararnamesi’ diye bilinen, eskiden Türkiye’de oturan Yunan vatandaşlarının mal, para ve mülklerinin dışarı çıkarılmasını kısıtlayan yasayı iptal ederse, Atina da uyum anlaşmasını imzalayacaktı... Türkiye bu kararnameyi iptal etti. Yunanistan da 20 Nisan günü uyum anlaşmasını (1 Ocak 1989’da uygulamaya konulmak üzere) imzaladı”.[1] Türkiye’nin AB’ye tam üye olma çabalarında hemen her toplantı sırasında Yunanistan’ın üyelik sürecini ve yapılacak yardımları engellemekte olduğu, bu engeli kaldırmak için de Kıbrıs sorunun çözümüne ilişkin şartları ileri sürdüğü görülmüştür.

AB açısından, Yunanistan'ın Birliğe tam üye sıfatıyla katılmış olması, Türkiye'nin ise, tam üye olma arzusunda ve çabasında bir ülke olma

Karşılıklı Niyetlere İlişkin Algılamalar

Türk - Yunan ilişkilerinde yaşanan karşılıklı güvensizlik ve önyargılar iki ülke arasındaki sorunlara çözüm bulunabilmesini güçleştirmektedir. İki ülkenin de birbirleri hakkında bazı önyargılara sahip olmaları, sorunların karmaşıklığı ile birlikte, çözüme yönelik çabaların başarısız kalmasına, hatta, yeni sorunlar doğmasına yol açabilmektedir.

Page 4 of 6