Çarşamba, 18 Nisan 2018 07:34

AB Çerçevesindeki Sorunlar

Yazan
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

AB Çerçevesindeki Sorunlar


Türkiye ve Yunanistan arasındaki ilişkilerin genel niteliği göz önüne alındığında iki ülkenin de üyesi bulundukları uluslararası örgütler ve ittifaklar içerisinde karşılıklı üstünlük arayışları ve çıkar çatışmaları içinde olmaları kaçınılmaz olmuştur.

Bu bağlamda her iki ülkenin de üye oldukları örgütlenmelerde diplomatik çatışmalarda bir dengelemeden söz etmek mümkün iken AB gibi taraflardan sadece birinin tam üye olduğu örgütlerde diğer ülkenin çıkarlarına ve politikalarına zarar verebilecek olanaklara sahip olunması durumunda bir dengelemeden söz edilemeyeceği gibi, bu avantaj pazarlık konusu yapılabilmektedir. 1987 yılında Türk - Yunan ilişkilerinde DAVOS sürecinin getirdiği ılımlı hava sürerken Türkiye ve AT arasında oluşturulmaya çalışılan Uyum Anlaşması'na Yunanistan'ın çıkarmış olduğu engeller ve bu engelin kaldırılmasının pazarlık unsuru olması buna örnektir. "Türkiye, '1964 kararnamesi' diye bilinen, eskiden Türkiye'de oturan Yunan vatandaşlarının mal, para ve mülklerinin dışarı çıkarılmasını kısıtlayan yasayı iptal ederse, Atina da uyum anlaşmasını imzalayacaktı... Türkiye bu kararnameyi iptal etti. Yunanistan da 20 Nisan günü uyum anlaşmasını (1 Ocak 1989'da uygulamaya konulmak üzere) imzaladı". [161]  Türkiye'nin AB'ye tam üye olma çabalarında hemen her toplantı sırasında Yunanistan'ın üyelik sürecini ve yapılacak yardımları engellemekte olduğu, bu engeli kaldırmak için de Kıbrıs sorunun çözümüne ilişkin şartları ileri sürdüğü görülmüştür.

AB açısından, Yunanistan'ın Birliğe tam üye sıfatıyla katılmış olması, Türkiye'nin ise, tam üye olma arzusunda ve çabasında bir ülke olması, Türkiye'nin AB'ne katılma çabalarında Yunanistan'ın veto hakkını kullanabilme olasılığını göz önünde tutmasını gerektirmektedir. Gerçektende, Yunanistan, Türkiye'nin AB'ne tam üyelik başvurularını ve tam üyeliğe geçiş aşamasında uyum projelerinde gereksinim duyduğu fonların serbest bırakılmasını engellemektedir. Ayrıca, uygulamakta olduğu vetolarını kaldırmak için özellikle Kıbrıs ve Ege Denizi'ne ilişkin sorunlarda Türkiye'den tavizler vermesini istemektedir.1996 Başındaki Kardak bunalımı sırasında Yunanistan ile Türkiye arasındaki gerginliğin ardından Yunanistan'ın AB'yi harekete geçirerek Konsey'den bunalımın çıkmasında sorumluluğun Türkiye'ye ait olduğu ve çözümünün de Lahey Adalet Divanı'na gidilmesi olduğuna ilişkin bir kararın çıkmasını sağlayabilmiş, Türkiye üzerinde baskı oluşturabilmiştir.[162]

Bir bütün olarak ele alındığında, Yunanistan'ın Türkiye'nin AB ile olan ilişkilerinde ön planda tutmuş olduğu çıkarlarını şu başlıklar altında toplamak mümkündür;

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin adanın tek temsilcisi olarak AB'ye tam üyeliğini sağlamak,
Kıbrıs'taki Türk askeri varlığını adadan uzaklaştırarak AB/NATO güvenlik şemsiyesi altında bir Kıbrıs oluşturarak fiili Enosis'i sağlamak,
AB mali fonlarından yararlanacak bir Türkiye'nin bölgede ekonomik, siyasi, askeri bir güç oluşturarak Yunanistan karşısında daha etkin bir konuma gelmesini engellemek,
Türkiye'ni uyum projelerini finanse edecek AB fonlarından eskisine oranla daha az pay alma olasılığının yanı sıra katkı oranı çerçevesinde Türkiye'nin  önerdiği uyum projelerini finanse edecek olması,
AB'ye tam üye olan Türkiye'nin ikili ilişkilerde Yunanistan karşısında avantajlı bir konuma ulaşacak olması ve Yunanistan'ın stratejik / taktik bir avantaj olarak elinde bulundurduğu veto yetkisinden artık yararlanamayacak olması,
AB'nin Ege Denizi'ne ilişkin sorunlarda Yunanistan'a vermiş olduğu desteğin yerini artık tarafsızlık ve dengeleme çabalarına bırakabileceği olasılığının bulunması. [163]

Bütün bu çıkarlar çerçevesinde, Yunanistan, AB'ne üyelik ve AB fonlarından yararlanma olanaklarını birer pazarlık unsuru olarak görürken diğer AB üyesi ülkelerin de örtülü desteğini almaktadır. Nitekim, AB'ne üyelik tartışmaları sürerken Türkiye'nin önüne çıkarılan en önemli engellerden biri Yunanistan'ın ikna edilmesi konusu olmaktadır. [164] Diğer yandan, AB ülkelerinin bu bahanenin arkasına sığınarak Türkiye'nin üyelik taleplerini değerlendirmekte oldukları da bir gerçektir. Dolayısıyla, AB içinde etkin konumdaki ülkelerin Türkiye'nin tam üyelik çabalarını desteklemeleri ve Türkiye'nin AB ilkelerine uygun bir yapılanmayı sağlaması durumunda Yunanistan faktörünün kolaylıkla aşılabileceği düşünülebilir.

Yunanistan, yapmış olduğu resmi açıklamalarda diplomatik bir yaklaşımla Türkiye'nin AB'ne tam üyeliğine karşı olmadıklarını ve hatta desteklemiş olduklarını dile getirmekle beraber, bunu gerçekleşebilirliği söz konusu olduğunda, Türkiye'nin yapısal özelliklerinin AB kriterlerine uygun olmadığını açıklayarak üyeliği bu kriterlere uygun gelişmelere bağlamaktadır.

Bununla birlikte, özellikle Öcalan bunalımı ile birlikte Yunanistan ile Türkiye arasında gerginlik kısa sürede bu iki ülke arasında bir ılımlı diyalog sürecini ortaya çıkarmıştır. Bu diyalog sürecinde uluslararası kamuoyunun, özellikle ABD baskısının rolü göz ardı edilemezken, esasta, Yunanistan'da ve Türkiye'de ulusal çıkarların iki ülke arasında işbirliği ve dayanışmada olduğuna inanan hükümetlerin bulunması etkili olmuştur. 
  
 


161- M. Ali Birand, Türkiye'nin Avrupa... ss. 458-459. 
162- Bu konuda bkz; M. Ali Birand, Türkiye'nin Avrupa... ss. 494-495. Ayrıca; "Meda Financial Regulation: Declarations to Be Entered in the Minutes of the Council",  http://mfa.gr/foreign/bilateral/declaration.htm, B. Tarihi: 02/ 11 / 1999; "Europen Parliament Adopted by a vote of 342 for, 21 against, 11 abstentions on February 15, 1996 on the provocative actions and contestation of sovereign rights by Turkey against a Member State of the Union",  http://mfa.gr/foreign/bilateral/europe.htm, B. Tarihi: 02/ 11 / 1999. 
163- Bu konuda bkz; J. Gaunt, "Greece Offer EU Way to Make Turkey Candidate", FOCUS, 12 / 07 / 1999, http://mfa.gr/altminister/relaeseseng/july99/focuseng/120799.htm 
164- Bununla birlikte, Yunanistan'ın Türkiye'nin AB'ye tam üyelik sürecinde oluşturduğu engellerin sadece bu iki ülke arasındaki ilişkileri değil aynı zamanda a bir bütün olarak Batı ittifak sistemini önemli ölçüde sarsmakta olduğuna ilişkin değerlendirmeler de yapılmaktadır. Örneğin, Larrabee'ye göre "Türkiye daha geniş Balkan denkleminde önemli bir etmen. Yunanistan'da Türkiye için işler ne denli kötüyse, Yunanistan için o denli iyidir görüşünü sık sık duymak mümkün. Ben bu düşüncenin baştan aşağı yanlış olduğunu düşünüyorum. Eğer Türkiye'de işler kötü giderse, Yunanistan da dahil, tüm Balkanlar bundan olumsuz etkilenir. Daha istikrarsız bir Türkiye hem Batı hem de Yunanistan için sorun yaratır ve Ege'deki süregiden karşılıklı ihtilafların çözümünü kolaylaştırmaz, aksine zorlaştırır.Aynı şey Kıbrıs için de geçerli. Karşısında batı'ya sıkıca demir atmış Avrupalılaşmış bir Türkiye olursa Yunanistan'ın durumu çok daha iyi olur. Yunan bakış açısından böyle bir Türkiye hala sorun yaratsa da, istikrarsız, son derece milliyetçi veya güçlü biçimde İslami bir Türkiye'den çok daha az sorun yaratacaktır." Stephan F. Larrabee, "Yunanistan ve Balkanlar: Politika Önerileri", Yunan Paradoksu, Der. Graham T. Allison - Kalipso Nikolaydis, İstanbul: Doğan Kitap, 1999, s.137..

Okunma 53 kez
Yorum yapmak için oturum açın

Kitap Menu